Doğum Hikayesi
Barlas Ege’nin Doğum Hikâyesi Barlas Ege’nin doğumuna yaklaşırken gebelik takibinde her şey başta yolunda ilerliyordu. Ultrason kontrolünde 37. haftada kilosu yaklaşık 3.200 gram olarak tahmin edilmişti. Ancak ilerleyen haftalarda doktor, plasentanın yaşlanmaya başladığını ve bebeğin kilo alımının yavaşladığını söyledi. 38. haftada bebeğin başı aşağıdaydı fakat başın pozisyonu nedeniyle ultrasonla kilosunun doğru ölçülmesinin zor olduğu belirtildi. Doktor, bebeğin kilo kaybetmeye başlamış olabileceğinden ve plasentanın artık yeterince iyi çalışmıyor olabileceğinden endişelendi. 39 hafta 5 günlük olduğumda doğumun başlaması için hastaneye yatırıldım. Ebeler tarafından yapılan pelvis değerlendirmesinde normal doğuma uygun olduğum, pelvisimin yeterli esnekliğe sahip olduğu ve açıklığımın da bulunduğu söylendi. Yani normal doğum açısından bedenimde belirgin bir engel görülmüyordu. Saat 11.00'den yaklaşık 20.00'ye kadar suni sancı verildi. Rahim ağzım yaklaşık 4 cm açılmıştı. Barlas Ege'nin başı aşağıdaydı ve doğum kanalına doğruydu; ancak bir türlü kanala girmedi ve aşağıya ilerlemedi. Suni sancı sırasında Barlas Ege'nin karnımda belirli bir bölgede kendisini topladığını, o tarafın belirgin şekilde sertleşip şiştiğini hissediyordum. Saatler geçmesine rağmen doğum ilerlemeyince doktor daha fazla bekleyerek bebeği riske atmak istemedi. Böylece sezaryen kararı verildi. Barlas Ege, 39 hafta 5 günlükken sezaryenle dünyaya geldi. Bugün geriye dönüp baktığımda, o gün yaşananların benim normal doğum yapamayacak olmamdan kaynaklandığını düşünmüyorum. Pelvisim normal doğuma uygundu ve rahim ağzım açılmıştı. Fakat doğum sırasında bebeğin başının doğum kanalına ilerlememesi ve gebeliğin son döneminde plasentayla ilgili endişelerin bulunması nedeniyle doktor daha fazla risk almamayı tercih etti. O gün doğum şeklim değişti ama anneliğe gelişim değişmedi. Barlas Ege, dünyaya gelmek için kendi yolunu seçti.

